1 Mayıs 2016 Pazar

Yunanistan?

Çok ilginç, geçen sene bu zamanlarda bana Yunanistan'da olacaksın deseler "puhahahha" diyerekten gülerdim. Gel gelelim bu zamana, Yunanistandayım, hemde tek başıma! Hani şu it dalaşının yapıldığı, kardak kayalıkları için neredeyse savaş çıkaracak olan ülkenin başkentinde yaşıyorum. Vay amk. Ha burada yaşamak çok garip, Türk gibi ama Yunan dediğimiz bir takım insanlar var, daha ben de karar veremedim nedir? Şuna eminim ki bu elemanlar bizim tarih kitaplarında okuduğumuz kötü adamlar değil. Çoğu bildiğin cennetlik iyi insanlar. Ha bu arada bayaadır yazmıyo'dum selamlar öncelikle, bakayım bi hmm 1,5 yıl olmuş. Bu zamana kadar ne yaptın diyecek olursanız... Ah ben bilsem zaten neden bu zamana kadar yazmadım onu da bulacam, neyse...

Arada bir sormuyorum değil "neden buradasın?" diye. İş işte insanın doğduğu yer değil doyduğu yer memleketidir derler ya benimki de o hesap. Şimdiiiii ner'den başlasam bilemedim; ama öncelikle bana sürekli mesaj atan 2-3 kişiye teşekkür ederim. Ne kadar "öldün mü? neredesin? yaşı'yon mu? yazı yaz oç!" tarzında mesajlar alsam da sizi seviyorum (kalp). Evet gelen mesajlara baktım ama ne cevap attım ne de "ben hala yaşıyorum piçler!!" mesajı içeren yazılar yazdım. En son yazdıklarım da genel itibariyle beğenilmedi zaten. Arada yazdığım eski yazılara bakıyorum, sonra gelen yorumları siliyorum. Saçma saçma konuları ele almışım. Evet kaldırmıyorum çünkü, çünküsü yok! Bir kaç yazı haricinde rezillik diz boyu. Aman neyse biraz Yunanistan dan bahsedeyim...

Çok şeker sıcak kanlı insanları bulunmakta. Ev sahipleri(!) dahil çok iyi insanlar. Yardıma ihtiyacın olduğunda rahatlıkla derdini anlatabilirsin. Bizdeki misafirperverlik olayını baya aşmışlar. Or'da kriz yok mu? diyecek arkadaşlara "euro kaç lira panpa?" diyerek konuyu kapatıyorum, yerli Yunan arkadaşlardan anladığım kadarıyla eskiden daha ucuzmuş her şey, şimdilerde daha da pahalıymış. Şöyle söyleyeyim KDV dediğimiz olay burada %23. Eskiden daha da azmış. Bizde olduğu gibi seçimlerde "kötünün iyisi" mantığı var o yüzden Syriza. Bizde olduğu gibi bir meclis güvenliği yok, tam karşısında Sintagma denen meydan var. Meclisin önünden rahatlıkla geçebiliyorsun, polis falan durdurmuyor yada meclisin önünde geçene kadar vurulup etkisiz hale getirilebileceğin büyük bir bahçe yok. Gece rahatlıkla dolaşabileceğin caddeleri mevcut. Eğer Yunanistana gelme gibi bir planınız varsa Türkçe küfür yada iğneleyici laf söylemeyin, benden tavsiye. Çünkü geçen işe giderken yolu ortalamış anne kıza "zaten ortadan gidin kimsenin acelesi yok!" dedim ve arkamdan "pardon evladım" diye cevap geldi. Kısacası burada ki insanlar Türkçe biliyor, çünkü çoğu Rum göçmeni, bilginiz olsun, yapmayın!

Her yerde görebileceğiniz tarihi alanlar bulunmakta. Zaten Yunanistan'ı elinize alabilseniz üfleyip  tozunu alırsanız kocaman bir tarih kalır. Bildiğiniz gibi çoğu şey aynı, dolma, sarma, imam bayıldı, pilav vs. Geçenlerde İzmirli bir arkadaşım lokma tatlısını Yunan arkadaşlara anlatıyordu, 5 dakika boyunca lokmanın nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler verdikten sonra Yunan arkadaşlar aralarında konuşmaya başladı "lokma" diye bir kelime geçince bizimde dikkatimizi çekti tabi. Lokma mı? dedik. Evet dediler "aynı tatlı bizde de yapılıyor 'lokma' diyoruz" dediler. Gelde gülme şu işe... Açıkçası ben burada eğer bir kelimeyi bulamazsam sonuna "i" ya da "a" ekleyerek söylüyorum genelde doğru çıkıyor. Geçenlerde arkadaşımla markete bulgur pilavı için malzeme almak için gittik. İkimiz de ne bulgurun ne de marulun İngilizcesini biliyoruz. Uzunca bulgur ve marulun tanımını yaptıktan sonra arkadaşım "bulguro, bulgure, bulguri" diye sıralamaya başladı. Tabiki bulgur "bulguri" çıktı. Böylece işimizi halletmiş olduk. İçmeye gittiğimizde karidesin ne demek olduğunu bilmediğimden "karidesi" dedim anlamadılar. Farklı bir kelimeymiş, Eh her zaman bu mantık çalışmıyor tabii.

Türkiye'nin olması gereken ama hiç bir zaman olamayacağı bir nokta. Hani derler ya "kafaların değişmesi lazım" diye (üzgün surat)... Gel gelelim ben burada mutlu muyum'a? Sanırım mutluyum ya... Bu şeker insanlarla mutluyum. Ne kadar sevdiğim insanlar yanımda olmasa da... Χαιρετισμούς από την Ελλάδα!



6 Ocak 2015 Salı

Mutluluk Dediğin..

Yahu nedir bu mutluluk dediğin? Elle tutulmaz, gözle görülmez. Birisi derse ki “Ben mutluyum” kanıtlayamaz. Mutluysa mutludur, sadece anlarsın mutlu olduğunu, belki görürsün yüzündeki gülümsemesinden veya gözlerinin içindeki parıltıdan; ama genede gösteremez sana ne kadar mutlu olduğunu. Ölçüsüde yoktur hani.. Diyemezsin 3 kilo mutluyum 5 kilo mutluyum veya diyemezsin çok mutluyum, 8 kilometre... Mutluysan mutlusundur işte sekiz harflik  “mutluyum” kelimesi ile anlatıverirsin.

Din, dil, ırk gözetmeksizin varlığını sürdürür. Sadece kelimelere veya konuşmaya döktüğünde farklılık gösterir. İngilizce de “I am happy” dersin Türkçe de “Mutluyum” ama bir farklılık yoktur genel olarak. Aslında vardır da dil olarak vardır o farklılık,  yoksa gene tarif edemezsin ne kadar mutlu olduğunu.


Hani derler ya mutluluğu satın alamazsın diye, pek katılmıyorum buna aslında. Neyle mutlu olduğunla değişen bir şeydir bu... Eğer sen fiziksel bir şeyin varlığıyla veya aracılığıyla mutlu oluyorsan ve buna ulaşmak için para gerekiyorsa, satın alabilirsin mutluluğu. Küçük bir örnek vermek gerekirse, eğer son çıkan her hangi bir marka otomobile sahip olduğunda mutlu olacaksan, e tabi paran da varsa rahatlıkla mutlu olabilirsin. Yani bu açıdan bakarsak para ile satın alabilirsin mutluluğu.

İlla ki lüks bir durum da olmaya bilir tabi.. Küçük paralarla da mutluluk satın alınabilir. Mesela soğuk bir kış günü sıcacık bir kahve veya çay da sizi mutlu edebilir. Bu mutluluğa kavuşmak için köşede kahve veya çay satan dükkana gitmeniz yeterli, tabi gideceğiniz yere göre değişir. Starbucks falansa biraz parası tuzlu olur muhtemelen. 

Aslında demek istediğim mutluluğu parayla satın alabilirsiniz; ancak bu mutlu olma durumu bir şey vasıtasıyla olur. Gene birine gidip "Bana yarım kilo mutluluk kardeş, ne kadar?" diyemezsin. İlginç olan kısım da burasıdır zaten. Büyük ihtimal bilimsel olarak mutluluğun nasıl bir şey olduğu açıklanmıştır. Eğer yanlış bilmiyorsam çikolata da bize mutluluk hissini veren o hormondan varmış. Ne kadar doğrudur orasını bilmiyorum; ama sonuç olarak durum açıklanırken mutluluk hissinden bahsediliyor, yani his.. Gibi ama değil, Rokayla kuzu kulağı gibi, biri ekşi olur ötekinin tadı biraz daha farklı. Umarım anlatabilmişimdir.

Birde gariptir bu mutlu olma durumu. Sizin mutluluğunuz başkasının mutsuzluğu da olabilir. Mesela karşı komşunun evlenmesi mutlu bir olayı temsil eder; ama çaprazdaki evlenemediği için mutsuz olabilir. Bir bakıma durumdan duruma da değişkenlik gösterir bu mutluluk dediğimiz her ne boksa. Aynı şey şu andan benim için de geçerlidir büyük ihtimal. Dışarıda kar yağdığı için mutluyum; ancak dışarıda yaşayan biri için pek mutlu edici bir durum olduğunu zannetmiyorum. 

Bir de küçük şeylerden mutlu olma durumu vardır ki bu bence en iyisidir. Hayattan zevk almanızı sağlar ve o yüzünüzdeki gülümsemeyi aynada görseniz "Vay be amma mutluyum yahu!" dersiniz. Mesela çok fena çişiniz var (Evet farkındayım çok harika bir örnek olmayabilir ama küçük bir mutluluktan bahsediyoruz) ve tuvalet ihtiyacınızı karşılamanız gerekiyor. İşte o önemsiz veya küçük bir şey gibi gördüğümüz tuvalet sizin o anki durumunuz için mükemmel bir mutluluk yaşayacağınız yer olabilir. Bu durumu mutlaka yaşadığınızı düşünmekteyim. İşte o an bile bir mutluluğu temsil eder.

Diyeceğim o ki; mutluluk uzun bir cam kenarında kucağınızdaki bir kediyle dışarıda izlediğiniz kar yağışı da olabilir -ki benim bu yazıyı şu anda yazdığım gibi- veya Paris sokaklarında lüks arabanız ile gezerken aldığınız haz da.. Umarım mutluluk yapabileceğiniz kadar uzaktadır ve yaparsınız. Sağlıcakla kalın..