9 Ocak 2017 Pazartesi

Ben Bizimkileri Anlayamıyorum!

Mayıs ayında yazdığım yazıdan anlayacağınız gibi bir buçuk yıldır Yunanistan'ın Atina başkentinde yaşamaktayım. O zamandan bu zamana pekte değişen bir şey olmadı. Hala daha yaşıyorum sıkıntı yok. Geçen ay içerisinde Türkiye'ye gelip hem neler olup bittiğini hem de bazı işlerimi bitirmek için geldim. Sağolsun Sabiha Gökçen sınır polisleri bavuluma sotelediğim 6 şişe 70'lik viski ve 3 adet 35'lik ouzo'yu xray'den geçirirken babama aldığım içkileri görmezden gelmediler ve xray'i bulan piç sayesinde orada bırakıp geldim. Ha bunun içine Atina'dan gelirken fazla ağırlık olduğu için 42€ vermek de ayrı tabi. Bedavadan 100 € + 42 € toplam 142 €'dan olmuş olduk ya neyse, canları sağolsun. İlginç görüşler uğruna hayatlarından olucaklarına keşke sadece içkileri aldıkları için hakkında konuşulan kişiler olsalar.

Neyse farklı yerlere sapmadan asıl bana ilginç gelen noktaya gelmek istiyorum. Değinmek istediğim bu iki eleman (kendileri benim ebeveynim olur) 24 yaşındaki oğullarının Yunanistana taşınmasına bir gram mani olmadan izin verip, geçtiğimiz Temmuz ayında da ziyarete geldiler. Hem ilk yurtdışı seyahatlerinde bulundular hem de 25 yaşına yeni basmış bir şahıs ile birlikte 10 günlük bir süre içerisinde Atina'dan gidilebilecek bütün yerlere gittiler.  İlk yurtdışı deneyimlerini de yaşamış oldular.

Aranızdan ''Eee! bunda ne var?'' diyecek kişileri duyar gibiyim. Aynı olayın çemberi dışında duran bir insan olarak kendimi dışlarsam bende resmi görüyorum; ama asıl yanıt veremediğim ''neden?'' sorusu. Buna bir ara yanıt verebilirsem gene yazarım.

Bu ''neden?'' sorusunu biraz açayım. Şimdi ben evlendim diyelim, sonra benim çocuğum oldu ve ben bu çocuğa aşağı yukarı 18 sene kendi evimde bakmak ve artı olarakta 5 yıl başka şehirde okutmak üzere baktım. Sonra bu çocuk bir gün dedi ki ''ben Yunanistan'da iş buldum ve temelli dönüş tarihi belli olmamak üzere Atinaya taşınıcam'' dedi. Bunun üzerine bende dedim ki ''sen iyisini bilirsin'' dedim. İyi de neden dedim? Neye güvendim? Nasıl güvendim? 23 yıl baktığım birine mi güvendim? 23 yıl baktığım adam neyi referans göstererek bunu dedi? Kendine macera mı arıyordu? Yoksa benle dalga mı geçiyordu? Bir kaç tane daha soru işareti ?? ve biraz daha ???? açıkçası onay veren kişi ben olsaydım, onay vermeyen kişi olurdum.

Umarım bundan önceki paragrafta ne anlatmaya çalıştığımı anlatabilmişimdir. Bana nasıl güveniyorlar ve elalemin ülkesine göndermekte nasıl sakınca duymuyorlar? Yoksa göndermeye izin verdikleri ülke dünyanın en iyi ülkelerinden biri mi de ben bilmiyorum? Ki değil (en azından ben biliyorum), ve bunu ekonomi sayfalarında Yunan ekonomisine yer veren gazetelerden okuyabilirsiniz. Yunanistan'daki ekonomik kriz ile ilgili yazı dizilerini okuyup anlayabilirsiniz. Açıkçası bir yazı da yazmayı düşünüyorum bunun hakkında, onu buraya link olarak atarım; ama şimdilik orası kalsın.

Nerede kalmıştık, ha bizimkilerin bir şeylere izin vermesinde. Bu izin de İzmir'de kalan arkadaşının yanına gitmek değil başka izinden bahsediyorum. Ve bu bahsettiğime nasıl izin verdiler? Gerçekten anlayamıyorum.

Açıkçası bana verdikleri bu kontrollü rahatlık hoşuma gidiyor;  ama kendimi onların yerine koyduğumda garip geliyor. Neye güveniyorlar? Ne gördüler de bu kadar avrupalı bir görüşe sahip bireyeler oldular? Ben onların yerinde olsam ''bok var Yuanistan'da, sıçarım işine de sanada otur oturduğun yerde'' derim; ama demediler, sağ olsunlar. İkisi de arkamda durdular.

Ya anne baba olmaktan gelen bir şey var yada farklı bir şey. Sanırım onlar gibi olmadan anlayamayacağım. Onlar gibi olduğumda da onlardan daha farklı biri olacağım kesin; çünkü ben onlar kadar güven dolu biri olamam sanırım. Aslında iyi yaptılar ama bu benim için geçerli bişey. Benim fikirlerim de belki değişir sonra ama bu kafayla çocuk sahibi olursam yazık. Sağlıcakla kalın.

1 Mayıs 2016 Pazar

Yunanistan?

Çok ilginç, geçen sene bu zamanlarda bana Yunanistan'da olacaksın deseler "puhahahha" diyerekten gülerdim. Gel gelelim bu zamana, Yunanistandayım, hemde tek başıma! Hani şu it dalaşının yapıldığı, kardak kayalıkları için neredeyse savaş çıkaracak olan ülkenin başkentinde yaşıyorum. Ha burada yaşamak çok garip, Türk gibi ama Yunan dediğimiz bir takım insanlar var, daha ben de karar veremedim nedir? Şuna eminim ki bu elemanlar bizim tarih kitaplarında okuduğumuz kötü adamlar değil. Çoğu bildiğin cennetlik iyi insanlar. Ha bu arada bayaadır yazmıyo'dum selamlar öncelikle, bakayım bi hmm 1,5 yıl olmuş. Bu zamana kadar ne yaptın diyecek olursanız... Ah ben bilsem zaten neden bu zamana kadar yazmadım onu da bulacam, neyse...

Arada bir sormuyorum değil "neden buradasın?" diye. İş işte insanın doğduğu yer değil doyduğu yer memleketidir derler ya benimki de o hesap. Şimdiiiii ner'den başlasam bilemedim; ama öncelikle bana sürekli mesaj atan 2-3 kişiye teşekkür ederim. Ne kadar "öldün mü? neredesin? yaşı'yon mu? yazı yaz oç!" tarzında mesajlar alsam da sizi seviyorum (kalp). Evet gelen mesajlara baktım ama ne cevap attım ne de "ben hala yaşıyorum piçler!!" mesajı içeren yazılar yazdım. En son yazdıklarım da genel itibariyle beğenilmedi zaten. Arada yazdığım eski yazılara bakıyorum, sonra gelen yorumları siliyorum. Saçma saçma konuları ele almışım. Evet kaldırmıyorum çünkü, çünküsü yok! Bir kaç yazı haricinde rezillik diz boyu. Aman neyse biraz Yunanistan dan bahsedeyim...

Çok şeker sıcak kanlı insanları bulunmakta. Ev sahipleri(!) dahil çok iyi insanlar. Yardıma ihtiyacın olduğunda rahatlıkla derdini anlatabilirsin. Bizdeki misafirperverlik olayını baya aşmışlar. Or'da kriz yok mu? diyecek arkadaşlara "euro kaç lira panpa?" diyerek konuyu kapatıyorum, yerli Yunan arkadaşlardan anladığım kadarıyla eskiden daha ucuzmuş her şey, şimdilerde daha da pahalıymış. Şöyle söyleyeyim KDV dediğimiz olay burada %23. Eskiden daha da azmış. Bizde olduğu gibi seçimlerde "kötünün iyisi" mantığı var o yüzden Syriza. Bizde olduğu gibi bir meclis güvenliği yok, tam karşısında Sintagma denen meydan var. Meclisin önünden rahatlıkla geçebiliyorsun, polis falan durdurmuyor yada meclisin önünde geçene kadar vurulup etkisiz hale getirilebileceğin büyük bir bahçe yok. Gece rahatlıkla dolaşabileceğin caddeleri mevcut. Eğer Yunanistana gelme gibi bir planınız varsa Türkçe küfür yada iğneleyici laf söylemeyin, benden tavsiye. Çünkü geçen işe giderken yolu ortalamış anne kıza "zaten ortadan gidin kimsenin acelesi yok!" dedim ve arkamdan "pardon evladım" diye cevap geldi. Kısacası burada ki insanlar Türkçe biliyor, çünkü çoğu Rum göçmeni, bilginiz olsun, yapmayın!

Her yerde görebileceğiniz tarihi alanlar bulunmakta. Zaten Yunanistan'ı elinize alabilseniz üfleyip  tozunu alırsanız kocaman bir tarih kalır. Bildiğiniz gibi çoğu şey aynı, dolma, sarma, imam bayıldı, pilav vs. Geçenlerde İzmirli bir arkadaşım lokma tatlısını Yunan arkadaşlara anlatıyordu, 5 dakika boyunca lokmanın nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler verdikten sonra Yunan arkadaşlar aralarında konuşmaya başladı "lokma" diye bir kelime geçince bizimde dikkatimizi çekti tabi. Lokma mı? dedik. Evet dediler "aynı tatlı bizde de yapılıyor 'lokma' diyoruz" dediler. Gelde gülme şu işe... Açıkçası ben burada eğer bir kelimeyi bulamazsam sonuna "i" ya da "a" ekleyerek söylüyorum genelde doğru çıkıyor. Geçenlerde arkadaşımla markete bulgur pilavı için malzeme almak için gittik. İkimiz de ne bulgurun ne de marulun İngilizcesini biliyoruz. Uzunca bulgur ve marulun tanımını yaptıktan sonra arkadaşım "bulguro, bulgure, bulguri" diye sıralamaya başladı. Tabiki bulgur "bulguri" çıktı. Böylece işimizi halletmiş olduk. İçmeye gittiğimizde karidesin ne demek olduğunu bilmediğimden "karidesi" dedim anlamadılar. Farklı bir kelimeymiş, Eh her zaman bu mantık çalışmıyor tabii.

Türkiye'nin olması gereken ama hiç bir zaman olamayacağı bir nokta. Hani derler ya "kafaların değişmesi lazım" diye (üzgün surat)... Gel gelelim ben burada mutlu muyum'a? Sanırım mutluyum ya... Bu şeker insanlarla mutluyum. Ne kadar sevdiğim insanlar yanımda olmasa da... Χαιρετισμούς από την Ελλάδα!